Bitti Mi Vizeler? Aha Dayıya Sor! - İki Haftanın Blogu

Vizeler Sonrası Ödülüm Takdim Edilirken Ben (Temsili Değil)
Vizeler Sonrası Ödülüm Takdim Edilirken Ben (Temsili Değil)






Kutlu günler, ara sınavlara 'vize' diyen, dostlarım. Gülensurat
İki haftadır neden sessizim? Aslında vaziyetim 'söz gümüşse, sükut altındır,' ibaresinden değil... Son bir-iki haftadır vizeler sağlı sollu girişiyor ve ben onlarla kılıcımı çekmiş bir halde cenk ediyorum. Üretilmesi gereken onca içeriğin, taslakların içinde; Akademik gelişimim birinci sırada olduğu için: vize-final hafta(ları)sı benim için çok önemlilik arz ediyor. Haa, birde 'aptal' kelimesini karşılayacak 'çoohgözell' bir halt yedim. Yaptığım öyle bir şey var ki, tam evire çevire dövülsem tek kelime laf etmem.
Eee, o zaman içimdeki kötülükleri dışarı salabilmek için yapmam gereken; vize sonrası bilançosunu çıkaralım bakalım.

 1.)  Her şey, 4 Nisan 2016, Pazartesi: Roma İmparatorluk Tarihi, ara sınavı ile başladı. Bu sınavda, geride kalan imparatorlara binaen daha uzun olan Domitianus, Nerva, Traianus ve Hadrianus bulunmaktaydı. Gerçi, Nerva abimiz, Domitianus'un sapıtmasına karşılık tahta geçirilmiş, iyi niyetli, bir reis olduğu için iki sene anca durmuş idare kademesinde. Onda pek zorlanmadım yani. Tabii, İmparator Nerva öncesinde, Vespasianus'un oğlu, Titus'un kardeşi; Domitianus: içindeki ikinci plana atılmışlığın verdiği eziklikle, bir sonradan görmüşlük yapıyor ki deme gitsin. Kendini, censor perpetuus(ebedi censör) ilan ediyor, doğduğu yılın adını kendininkiyle değiştiriyor, Roma'dan; Epiktetos, Dio Chrysostom gibi önemli insanları kovuyor. Yani, Domitianus'tan, Caligula tadı almamak elde değil, vallahi!
Gelelim, İspanyol kökenli olan Traianus'a. Bu abi, harbi bi asker, ziyadesiyle savaşçı ki ondandır ortalığın... Yani, bayağı bir yer alıyor ve haliyle İmparatorluk en geniş zamanına, bu zatla ulaşıyor. Kendisini, yaşadığım süre boyunca, Daç Savaşı ile anacağım.
Hadrianus, Hadrianus... Bu zat-ı ali'de gezmeye pek düşkün. İmparatorluğu daha iyi yönetme gayesiyle; tebaasını tanımak için yola çıkmış ki o çıkış... Britania'dan, Alexandria'ya (Mısır) kadar gezmediği yer kalmamış. Tabii, Hadrianus'un benim için değeri, George R. R. Martin'in onun Kuzey Britania'ya barbar kavimlerden Roma'yı korumak için yaptırtığı duvardan etkilenerek, Westeros'u: yabanıllardan ve ak gezenlerden muhafaza etmek için yarattığı The Wall yani Sur'dur. 
Hadrian Duvarı'ndan Bir Gündüz Görseli
Hadrian Duvarı'ndan Bir Gündüz Görseli
 2.)  5 Nisan 2016, Salı günü Osmanlıca ara sınavı, yüzlerce kelimenin öğrenilmeye çalışıldığı, Arap-Fars harflerinin iyice birbirine yaklaşıp meşk ettiği bir çalışmanın sonrasında: 'bu nedir lo?' feryatlarıyla geçti. Nitekim, bu şartlar altında yapabileceğimin en iyisini yaptım. Hem, bir mim(m harfi) diğer harfler ile bu kadar bitişmemeli, yazıktır la, yazık!

 3.)  6 Nisan 2016, Çarşamba günü İslam Tarihi ve Medeniyeti vizesi kendimi geliştirdiğimi daha bir hissettiğim sınav oldu. Muaviye ve oğlu Yezid'in İslam bayrağını taşımayı amaç edinip; ellerine yüzlerine bulaştırmaları, Ali oğlu Hüseyin'in güdülen siyaset yüzünden katledilmesi ve Emeviler döneminde yapılan Kuzey Afrika ve İspanya seferleri: içinde bulunduğum coğrafya dahilinde, savaşların ve ayrılıkların 'dip nedenini' görmeme yardımcı oldu. 680 yılında vuku bulan, Kerbela Olayı, Peygamber Muhammed'in ölümünden fazla da zaman geçmeden, İslam dünyasının nasıl bölündüğünü 'haykırırcasına' bana gösterdi. 683 yılında, Yezid zamanında Medine ve Mekke şehirlerinin, yıkıma uğratılması ve ardından yapılan katliamlar, bugünkü kökten dinci oluşumların, nasıl fütursuzca 'yıkım' yapabileceklerin açık bir kanıtıydı. 
Tabii, İslam dünyası açısından 'ileri fütuhata' olumlu katkısı bulunan İspanya seferi'nin komutanları Musa bin Nusayr ve kölesi Tarık bin Ziyad: önemli kişilikler olarak yine üzerinde durduğum askerlerdi. Genel tabloyu incelediğim vakit, bir 'tarih öğrencisi' olarak, Arap-Berberi milletinin birlik olduğu hiç bir vakit ne yazık ki yok...
Brooklyn Museum - Battle of Karbala (Kerbela Savaşı) - Abbas Al-Musavi
Brooklyn Museum - Battle of Karbala (Kerbela Savaşı) - Abbas Al-Musavi
 4.)  7 Nisan 2016, Perşembe günü Ortaçağ Türk Dünyası Tarihi ara sınavı, az önce bahsettiğim tatlı mı tatlı(!) aptallığımı yaptığım, bir vize oldu. Bu sınavda, ilk döneme karşılık, artık Türk-İslam sentezini bulundukları coğrafyaya nüfuz ettiren devletler bulunmaktaydı. Neydi peki, bunlar? Ee, haliyle: Karahanlılar, Gazneliler, İtil(Volga) Bulgarları, Tolunoğulları ve Ihşidler'di. 
Şimdi, alayının Türk-İslam kültürünü anlatmaya girişecek olursam, ortaya bir makale çıkacağından ben, direkt 'darbeyi' aldığım yerden gireyim olaya. Öncelikle söylemeliyim ki, adı geçen devletlerin hepsine Erdoğan Merçil'in eserinden bütünüyle çalışmış, çıkacak yorum sorularına karşı çeşitli şeyler kurmuştum zihnimde. Diyordum ki, Karahanlılar'dan bir Türk-İslam Sentezi sorusu çıkar, Gazneliler'den Mahmut'un dönemi sorulur, Mahmut olmazsa; Tolunoğulları'ndan Ahmet kesin sorulacaktır. Karahanlı yorum sorusu çıkmazsa, bunun yerine kesin İtil Bulgaları'ndan bir sentez sorusu gelir... 
'Olm sen müneccim misin? Hocalar soruları senden mi alıyor? Sen kimsin? Sen ne oldun?'
Kendimi, kafamda kurduğum sorulara o kadar şartlantırmıştım ki, kağıt önüme ulaştığı vakit, 'Gazneli...' ile başlayan kısmı, Mahmut ile bitirdim. 'Yahu çocuk, okusana olum şunun devamını, ne demeye; atıyorsun yaa!'
Gazneli Mahmut
Darbenin hasını yediğim: Gazneli Mahmut!
Sınavdan çıktım, neymiş o Gazneli sorusu derken, Mahmut'un oğlu Mesud olmasın mı? Yıkıldım! Sen arka sayfayı, Mahmut ile doldur ama... Mesud çıksın soru. İnsanın, kendine yaptığını bir başkası yapmıyor. Buradan Gazneli Mahmut'a teessüflerimi iletiyorum. 1045 yaşındasın, utanmıyor musun bana bunu yapmaya?

 5.)  8 Nisan 2016, Cuma günü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi ara sınavı, 'tarihleri' günümüze en yakın yapılan olaylar silsilesini içerdiği için, daha sakin ve yardırışsız geçen bir vize oldu.
Bir de şunu söylemeliyim ki, 'bu tip' bir dersin ilk okul ve orta okul düzeyinde zaten senelerce verildiğini ve Üniversite ortamında neden bir daha verildiğini söyleyen 'Türkiye vatandaşları, sözde reşitler' daha Türkiye'nin Cumhuriyet oluşunun tarihini bilmiyor. Boş konuşmasınlar! Bir de, Üniversite okuyorum demiyor mu bunlar... Neyse.

 6.)  13 Nisan 2016, Çarşamba günü Eskiçağ Tarihi sınavı, keyiflerden keyif beğendiğim; 'burası Sparta!' tadında geçen bir vizeydi. 'Üniversite okumak ve bundan zevk almak' durumunu iliklerime kadar hissettiğim an: bu ara sınavdı. 'Herkese' nasip olacağını düşünmediğim, bir heyecanla kağıda: toplumların hayranlıkla izlediği 300 Spartalı filminde konu edinilen, M.Ö. 480 yılında gerçekleşen Thermopylai Savaşı'nı ve aynı zamanda vuku bulan Artemision Deniz Muharebesi'ni anlattım. Kahraman Leonidas'ı, 'yaşamın tüm çağları boyunca' hatırlanacak hain Ephialtes'i andım. Ardından, Salamis Deniz Savaşı'nı 'olanca' gücümle, yardırdım. Bunların öncesinde Dareios'un ölümüyle başa geçen oğlu Kserkses'in Antik Anadolu topraklarında ilerlemesini, peşine yüz binleri takıp, Hellespontos'a(Çanakkale) gelmesini ve buradan Avrupa'ya geçmesini: çeşitli yerleri vurgulayarak yazdım.  Tabii, tüm savaş ve olaylar dahilinde M.Ö. 479 yılında yapılan Plataia Muhaberesi'nin başlangıç niteliğinde bir girişte eklemekten geri durmadım. 
9-10 yaşlarında aklıma kazıdığım, şair Simonides'in 'Git! Spartalılar'a söyle buradan geçen yabancı. Burada kanunlarına itaat eden, bizler yatıyoruz." şiirini, 19 yaşımda bir sınav kağıdına dökmek: hayallerimi gerçekleştirme yolunda olduğumu açıkça gösterdi.
Jacques-Louis David(1814) -  300 Spartalı ve Kral Leonidas
Jacques-Louis David(1814) -  300 Spartalı ve Kral Leonidas
 7.)  15 Nisan 2016, Cuma günü Büyük Selçuklu Tarihi ara sınavı, 'Türk' tarihini, Devlet-i Aliyye'de sonlandıran: 'bağzı' kimselere laf anlatabilmek için yararlı bilgilere sahip olduğum bir vizeydi. Zaten, Anadolu'ya girişimiz bu kutlu devletin, Türk-İslam ileri harekatı neticesinde vuku bulan bir şey. Oğuz Yabgusu'nun yanında yükselen Dukak'ın oğlu Selçuk'un; Cend bölgesine ulaşması; Maveraünnehir üstünlük savaşına dahil olması, torunları Tuğrul ve Çağrı'nın büyük uğraşları ile Horasan'da Gazneli, üstünlüğünü bozarak Serahs, Merv, Nişabur gibi önemli yerleri almaları: Türk tarihi açısından çok ehemmiyetli. Çünkü bu fetihler, Büyük Selçuklu tarafını güçlendirirken, diğerlerini takatsiz bırakıyor. Tuğrul Bey zamanında Anadolu dolaylarına seferler yapılıp, burada ilk Türk varlığı gösterilmeye başlanıyor. Tuğrul'dan sonra gelen Alps Arslan(Çağrı'nın oğlu) ise Anadolu'ya kesin girişi yapıp, rotasını Dımaşk(Şam) diyarından çevirip Romanos Diogenes'i Malazgirt, Rahve Ovası'nda 1071 yılında mağlup etmesi: bugün Anadolu'nun vatanımız olmasını sağlıyor. Tabii, Melikşah zamanında, Malazgirt'in etkisiyle Anadolu'ya esaslı beyler ulaşıp: burada beylikler kurdular. 
Kutlu Sultan,  Alp Arslan!
Kutlu Sultan,  Alp Arslan!
Bu iki haftalık süreçte, Türk Dili, İngilizce vizeleri, ana-sınavlar ile birlikte yapıldı ki, bahsetmeye gerek yok. 'Hello ve Dolaylı Tümleç...'

Bu içeriği hazırlarken ki nihai amacım, bir tarih öğrencisinin iki hafta dahilinde ne denli çeşitli konulardan sınava tabii tutulduğunu göstermekti. Tarih bölümünü merak eden, dersler nasıldır ve neler öğrenilir diyenlere umarım, yardımcı olurum. 
Bir de, bakalım ben ne tür şeyler öğrenmişim: bunlara yorumum nasıl olmuş, ne hissetmişim gibi kişisel sorularıma cevap vermekte amaçlarım arasında bulunuyordu. Ki bu içerikle birlikte: her vize-final haftası sonunda böyle bir bilanço yapmayı planlıyorum.
Tarih bölümüne dair sormak istedikleriniz, içeriklerime öneri ve görüşleriniz varsa lütfen yorum kutusunu kullanmaktan geri durmayın. Bir teşekkürünüzü mutlulukla kabul ederim. İçeriği faydalı bulduysanız, sevmiş iseniz; sağ altta bulunan paylaşım butonlarından, paylaşabilirsiniz.

İyi günler, hoşça kalın! Gülensurat

Etiketler: , , ,