Neden 'Geç Kalmışım' Hissi Yakamı Bırakmıyor!

Neden 'Geç Kalmışım' Hissi Yakamı Bırakmıyor!
Neden 'Geç Kalmışım' Hissi Yakamı Bırakmıyor!
Öğrenmeye her şeyden daha ehemmiyet veren bir zihin yapısına sahip olduğumu, varsayıyorum. 'Şeyleri' düşünüp; bunlar üzerine çiziktirmeler yapan milyonlarca insandan biriyim. Her gün daha da fazla yaşlanıyorum ve kollarım yetmese de hissiyat muhasaram bedenimin tüm hücrelerine intikal etmiş bir vaziyette. Okumak istediğim şiirler var, yazmak istediğim sonsuz öyküler var. Okunacak öylesine kitaplar sırada bekliyor ki: onların arasından çıkmak bile zamanımı boşa geçirmek anlamına geliyor.
Ama şunu kestiremiyorum ve bu beni paçavra ediyor. Galiba, bu konuda yolsuzum: bir 'su içimi' vakit için bile beni evine davet eden bir yoldaşım yok. Değerim, değersizliğim: nerede, ne şekilde kahroluyor, soran hiç kimse yok. Pekala, kitaplar öyle mi? Kitaplarda bulduğum şey: huzur! Bunu lütfen, sırf kitaplarla fotoğraf çektirebilmek için kitap satın alan insanların, yaptığı şey gibi düşünmeyin. Benim için, herhangi bir kitapta ki herhangi bir satır; Instragram'a koyacağım silik bir fotoğraftan çok daha kutsal. 
Neden bir kitabı okurken, okuyamadığım diğer kitapta kalmış bilgi için üzülüyorum... Ne için, bir şiir yazarken: zihnimden uçan diğer mısralar için kahroluyorum? Ve neden bunlar için 'geç' kalıyorum? Ah, ne zor sorular!
Açıklaması şu: Manyağım!
Nitekim, başka bir şey olmasına imkan yok. İşleyiş bakımından, düzgün bir akıl ile ödüllendirilseydim: yazacağım şiirleri benimser, uçan mısraları ise önemsemezdim, aldığım bilgileri güleç bir şekilde karşılar, kaybolan bilgiler için ise kendimi sıkmazdım.
En nihayetinde, aldığımla doyan biri olsam, 'geç kalma' duygusundan da uzaklaşabilirdim. Ama olmuyor... Peki, bu benim suçum mu? Doyumsuzluğumu oluşturan kişi ben miyim? Sanmıyorum. Mücadele adını verdikleri şeyi sürdürmeyi bıraktıkları vakte kadar bende savaşacağım.

Etiketler: , ,