Ben Şimdi Kahrolası Bir İstatistik Miyim Yani Ha!

Ben Şimdi Kahrolası Bir İstatistik Miyim Yani, Ha!
Ben Şimdi Kahrolası Bir İstatistik Miyim Yani, Ha!
{Bugün söz verdiğim gibi, İsyanımVar genel başlıklı serimin #2'sini yayınlayacaktım. Çok bilinmeyen, güzel bir konu seçmiştim. Nitekim, 13 Mart 2016 Ankara Patlaması nedeniyle; bu eleştiri içeriğini yazmayı daha uygun buldum. Son Ankara Patlaması nedeniyle bir kaç gün, bloguma içerik eklemeyeceğim.}

Yaşamanın yüzyıllara vereceği bir sorumluluk yok mudur? Filozoflar, neden maddeleri yorumladılar? Bilimciler neden, 'yüksek hakimiyetin' koynuna sığınmak yerine onu yıkmak için çalıştılar? Neden 'şeyler' için mücadele eden insanlara tanık olduk ve olmaya devam ediyoruz? Göğüslerin sıkıştığı dar tarihlerin vakitlerinde; neden Dünya, Deniz'i, Che'yi, Atatürk'ü; Marx'ı, Karabekir'i doğurdu? Spartaküs'ü bir köle olmaktan çıkaran şey: Roma'yı kabul etmeme savaşı mıydı? Peki; Rumileri, özgür olarak belleten ilk 'tarihçi' hangi ekolden geliyordu? İngilizleri, Fransızları, Almanları; Anadolu toprağına sokan şeyin itekleyicisi kimdi? Sömürücülüğün muhteşem olduğunu ortaya çıkaran 'aklın', doğruluğunu savunan ilk 'hain' kimdi? Caligula'yı, delirten şey sadece bir hastalık mıydı? Sonsuz gücün getirdiği şey sadece 'tatlı' bir tevazu muydu? Kserkses'in, Hellespontos'a kamçılar savurması: 'doğru' bir düşüncenin mi ürünüydü?
Bilmiyorum, bilmiyorsun, bilmiyorlar, bilemeyeceğim, bilemeyeceksin, bilemeyecekler. 
Mamafih şunu sonuna kadar biliyorum! Ben asla bir köle değilim. Hiç yoktan kendi düşüncelerimin esiri olduğum için mutluyum... Benim esir olduğum şey ise katıksız kötü şeylerin yıkıp geçebileceği savunmasız bir kalede saklanmıyor. Esirliğim zihnim için bir ödül. Çünkü kendime ne kadar bağlı olursam, biliyorum ki, sonunda yepyeni düşüncelerin içinde, yarını görmek için çaba vereceğim. 
Ben, kendimde şunu gördüm ki, asla bir ihanet sevici değilim. Memleketin, milletlerin konumu ne olursan olsun, 'aynı' düşünceler taşıdıklarını öğrenebildim. Aşkın bir dağ başında, şehirdekinden daha 'ateşli' yaşanabileceği, şimşekler çakarcasına hissettim. Hoşnutlukları anladığımda, bir çocuğun hıncına sahiptim, ilk ölümümü yaşadığımda şiirlerin yalancı olduğuna karar verdim. Gökyüzünü görme fırsatı bulduğumda; elimden çekip, beni odaya tıkan insanlar tanıdım. Yürümeyi, koşmayı ve en sonunda dallarda uçmayı becerebildiğimde; 'canlı' olduğumu söylediler.
Bunlar yaşamdı, yaşanabilecek şeylerdi ve korkmadan ileri atılmalıydı insan. Daha sonra; ne dediler peki bana? 'Millet' dediler, benim bildiğimden çok farklıydı. ölünebilirmiş orada. 'Özgürlük' dediler, benim anladığımdan çok farklıydı, bağlanabilirmişsin orada. 'Adalet' dediler, benim hayalini kurduğumdan çok farklıydı, terazinin bir kısmı hep ağır gelirmiş orada. 'Mutluluk' dediler, benim öyküsünü yazdığım mutlulukta hiç boş vermişlik yoktu, varmış orada. Ve ben sonra gördüm ki: Dünya'nın 'orasında' yaşıyormuşum. Bir gün süslü yahut takım elbiseli bir spiker; beni istatistik olarak 'diğerlerine' sunabilirmiş...
Ben,
Sen,
O,
Biz,
Siz,
Onlar,
Asla bir istatistik konusunun savurgan kelimeleri değiliz. Hiç bir zaman olmadık! Bunu kabul etmeyin, dostlarım. Yalvarıyorum...

Etiketler: , ,