17 Şubat 2016 - Ankara'da Yaşanan Patlama Faciası Üzerine

 17 Şubat 2016 - Ankara'da Yaşanan Patlama Faciası Üzerine
 17 Şubat 2016 - Ankara'da Yaşanan Patlama Faciası Üzerine
{Aslında ne diyeceğimi bilmiyorum, nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Bu yazımı içimi dökmek amacı ile yazıyorum. Nemalanmak istemiyorsanız, lütfen okumayın. :)}

Geçenlerde Albert Einstein'in yerçekimsel dalgaların varlığı üzerine attığı teori kanıtlanmıştı, Batı'da. Biz terörle, küfürlerle, kavgalarla uğraşırken.
Yani şunu diyorum: Batı bilimle uğraşıyor, sanat yapıyor; müzik dinliyor, aşık oluyor; 'yaşıyor.'
Peki biz ne yapıyoruz? Biz Türkler, bizler, geniş bozkır ovalarda; at koşturmuş, kadınını göğe çıkartmış: oğlunu 'ahlaklı' kızını 'namus' hissiyatı ile eğitmiş 'töre' bilincini en büyük 'kutsalıkla' yaşatmış Türkler, bu gün ne yapıyoruz? 
Ölüyoruz, lanet olsun ki yaptığımız tek şey: ölmek!
Bir Türk, olarak benim varlığım, ortaya koyduğum: Orta Doğu bataklığında ki Arap kabilelerinin mikrop namus anlayışından çok daha farklı. Benim törem: dünyanın, Anadolu'nun ücra köşelerinde palazlanmış 'töre' kavramından bütünüyle uzak ve olabildiğince yüksek. 
Nitekim benim insanlarım neden öldürülüyor?
Kim öldürüyor?
Niçin öldürülüyor?
Benim yaşamak istediğim mamafih yaşayamadığım ülkemi kurmak için, ömürler feda edildi. Kazım Karabekir, M.K. Atatürk, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak gibi çok önemli Osmanlı Askerleri: onun daha küçük, fakat daha modern halini, Anadolu'da, gençlerin, yaşlıların, çocukların; gözü yaşlı anaların çığırışlarından güç alarak kurdu. 

Ülkem, satın alınmadı benim. Bizzat kanlarımız idi sınırları çizen. Kafkaslar'da öldük, Çanakkale'de öldük; Irak, Suriye, Filistin gibi mikrop bataklıklarda öldük. Emperyalistler, Osmanlı'yı ve onun yeni çocuğu; Türkiye'nin yakasını hiçbir zaman bırakmadı...
Peki bu 'atalarımız' dediklerimiz; yaşamlarını kim için verdi? 20. Yüzyılın ölmüş Türk insanları, 21. Yüzyılda bu devam etmesin diye hayatlarını vermişlerdi. Başarısız oldular...
Türkiye gibi geri kalmış ülkelerde ki tipik milliyetçilik-Türk milliyetçiliği, diyemem, o başka bir şey-, 'hedef turan, elde kuran' deyip, Facebook kapak resmine Nihal Atsız'ın fotoğrafını koyan, yönsüz, tek kitaplı: 'kurtçuk' adamlarla yolunu bulmaya çalışıyor. M.B Dinçaslan, Mehmet Berk Yaltırık-aklıma gelen ilk isimler, pek çok yurtsever var- gibi; genç ve 'iyi işler' yapmaya çalışan, 'memleket sevdası' ile dolan 'bilimsel' insanları dikkate almak yerine, Polat Alemdar milliyetçiliği kültüründen gelen, kan sevici hortlakları takip ediyor.
Benim milliyetçiliğim, bu alanda koyacağım tavır bilimsel ve safi 'tarih' şuuru ile gelişiyor. Tabii, Tarih şuuru ve bu şuurun getireceği 'yeni bakış açısı' elbette, kuru milliyetçilikle donanmış, asalaklara göre çok daha farklı olacaktır. Misal biz, Çinli döveceğim diye Japonlara saldırmayız. Hatta biz o sıradan halktan olan, suçsuz Çinli'ye bile saldırmayız. Çünkü biliriz ki, düşmanlığı yaratan 'kapitalist' güçler ve onların yalayıcı uşaklarıdır. Asıl hedef onlar olmalıdır.

'Ne anlatıyorsun hacı sen,' diyenler vardır mutlaka: şunu diyorum. Bugün, Biz Türkler neden; Doğu Türkistan'da öldürülüyoruz? Neden, Anadolu coğrafyasında, hain pusularla; patlatılıyoruz? Niçin, terör bir türlü peşimizi bırakmıyor? 20 Temmuz 2015'de Suruç'ta 34 gencecik insan neden öldürüldü? Yine aynı yılda, 10 Ekim 2015'de Türkiye'nin başkenti olan, Ankara'da ardı sıra canlı bomba faciaları ile neden 109 insan yaşamını kaybetti?
Bu soruların cevabı sensin, güzel kardeşim benim. Sensin.
Hükumetleri bir kenara bırakın. Liderleri bir kenara bırakın. 
Senden bahsediyorum. Şu anda üzülüyorsun değil mi, haince öldürülmüş tüm insanlarımızın ve ölecek tüm insanlarımızın katili sensin, benim güzel ve iyi niyetli kardeşim.
Sen varya; kitap okuma, tamam mı? Bir kitabın olsun ve asla kendini geliştirme.
Tabii, asla hoşgörülü olma, olayları incelemek yerine: basmakalıp düşüncelerle ortalığa saldır.
Silahları çok sev ve bu asla 'gerektiğinde kullanmak' seviyesinde olmasın. Onu bir güç göstergesi olarak yanında taşı.
İnsanları yücelt, kişilikleri; ölümsüzleştir. Eskimiş düşünceleri, binlerce yıl sonra bile 'doğru' olarak gör. Batı'nın yüzlerce yıl önce 'gericiliğe' açtığı savaşı, sen hala hor görmeye devam et.
Seni aydınlatmaya çalışanları öldür, benim güzel kardeşim, Uğur Mumcu'yu havaya uçur benim güzel kardeşim. Ah, gelişmen için neler verebileceğimi tahmin etmek istemeyen, benim güzel kardeşim: sen, asla 'sana doğru kapılar açmak isteyen' iyi insanları, güzel düşünceli yoldaşlarını dikkate alma. Yoksa aman ha ülkemize huzur bulaşır, bilirsin o çok kötü bir hastalık.
Bence sen ne yap biliyor musun, bacım? Kızını amcaların yanına hiç çıkarma: adamları dininden mi edeceksin?
Erkekler bence siz ne yapın biliyor musunuz? Özgecen Aslan'ları, o modern insanları, katletmeye devam edin.
Benim iyi niyetli kardeşlerim, ırkdaşlarım: lütfen önerilerimi dikkate alın ki: ülkemiz hiç huzur hastalığına bulaşmasın.
Lütfen.
Din tüccarlarına, düşünce hırsızlarına, gizli soytarılara pabuç bırak ki, benim her zaman ezilmiş kardeşim: ülkemiz daha da büyüsün. 
Günü geldiğinde, pişman olmamak için lütfen, Türk tarihini araştırma, Türk atalarından, asla etkilenme.
Sana, kendi milletini yok etmek için süngüler uzatılıyor, kardeşim. Lütfen o süngünün sapını bırakma. Yeri geldiği zaman, milletinin gözüne bakarak, sok. Sok ki, huzur bulalım.
'Ne desen boş,' diyorsun değil mi, arkadaşım, yoldaşım, birlikte yükselmek istediğim insan. 'Boş konuşma, aptal' diyenleriniz var, değil mi?
Neyse, 'anlayarak ve yaşayarak' kalın. İyi günler, tabii mevcutsa...

Etiketler: , ,