Büyük İskender'in Satraplık ve Mali Yönetimi

İskender ve Diogenes
İskender, Diogenes ile diyalog kurarken.
Merhaba, tarih severler. :)
Akdeniz Üniversitesi'nde Prof. Dr. Murat Arslan tarafından verilen Anadolu'da İskender dersi için aldığım notları paylaşma niyetindeyim.
Trak diyarından İndus havzasına kadar olan yolculuğunda, İskender'i on binlerce kişi takip etti. Gerek askeriyle, gerek taciriyle, gerekse kadınlarıyla... Koca bir kafile. Elbette; bu yolculuk dahilinde, İskender kuru bir çatışma ve mücadele dizisinin ötesinde: toplumların kaynaştığı; farklı şekil ve kanunların aynı potada eridiği bir diyalektik ortamı yarattı. Bende bunları yalın ve açık bir dille anlatma gereği duyuyorum. Çünkü, antik vakitlerde Anadolu dahilinde bulunmuş bir adam neler düşünmüş, neler yapmaya çalışmış: peşinde kimler varmış; bilinsin; anlaşılmaya çalışılsın.
1.) Büyük İskender'in Satraplık Yönetimi
İskender, Çanakkale Boğazını geçip, Anadolu'ya ayak bastığı vakit; yepyeni topraklara girmiş oldu. Ve bütünüyle, bu yeni diyarı selamlayarak; mızrağını Anadolu toprağına sapladı, aynı zamanda Troya kahramanı Akhilleus'u andı. Tüm bu hareketleri yeni bir bölgeye geldiğinin işaretleriydi. İskender, devletine kattığı topraklarda nasıl bir yönetim uygulayacağını bilmiyordu. Çünkü, babasından(Philippos) herhangi bir düzen devralmamıştı. İskender, bu nedenle Akhamenid(Ahameniş-Pers) İmparatorluğunun devamıymış gibi davrandı. Pers yönetim biçimi olan satraplık(Hystaspes oğlu Dareios tarafından geliştirilmiştir.) sistemini sürdürdü. Nitekim, tek farkı satraplıkların başında bulunanlar; kendi adamlarıydı. Bölgeler, Pers usulüne göre yönetiliyordu; hükümleri verenler, Pers unvanlarını alanlar: Makedon milletiydi. 
Pers İmparatorluğunun, Anadolu mıntıkasının baş yönetim merkezi Sardes idi. Hazine burada tutulurdu. İskender bunu da devam ettirdi. Lydia satraplığına Asandros'u atadı, nitekim kale komutanı farklıydı. İskender gittiği bazı yerlerde müstakil halkın, 'kendisine' çabuk ısınabilmesi ve otoritesinin kabul edilebilmesi için; o bölgenin en sevilen, sayılan; kişisini satrap olarak da atardı. Mesela; Karia'ya Ada'yı atamıştı. Fakat, kale komutanı Lydia satraplığında olduğunu gibi burada da farklıydı. Temel sistem: asker ve garnizon işlerinin Makedonların elinde tutulmasıydı. Aynı zamanda, Makedon komutanlar, Pers kale komutanlarının aksine; bölgesinin dışına çıkabilir, çeşitli olaylara müdahale edebilirdi. Ki genele bakıldığında, İskender'in atamaları: Pers karşı saldırısına karşı alınan bölgeleri korumak için yapıldı için, bütünüyle askeriydi. Makedon Kralı, Ahameniş uygulamasını sürdürse de, ona bütünüyle bağlanmamıştır. Satraplıklar, askeri durumuna göre kurulup, yıkılmıştır.
333 yılında, hızlı Makedon ileri harekatında; İon halkları(Paphlagonia, Pamphylia vb.) İskender'ce imparatorluk topraklarına alındılar. Nitekim, İssos Savaşı sonrasında bu halklar, yenik Pers komutanlarınca çıkarılan isyanlara katılım gösterdiler. Bu isyanlara karşın, 332 gelişim ve bütünleşme yılı oldu. Bundan mütevellit; küçük satraplıklar Kilikya satraplığına dahil oldu. Adı geçen satraplığın başına Balacros getirildi. Balacros hem satrap hemde sorumlu generaldi. Kilikya Bölgesi'ne göre çok daha fazla kozmopolit olan Suriye; karışılıklık arz ediyordu. Suriye'ye Menon atandı. İskender, Fenike kıyılarına ulaştığında ise; orada bulunan feodal kralların yetkilerini kısıtlamadı ama kendi adlarına sikke kesemeyeceklerdi. Zaten kaotik bir yapısı olan Suriye'de isyanlar tekrar zuhur edince: Menon yerine satraplığa Arimmas getirildi. İskender; bir dizi atamalar sırasında; bu bölgelerin ıslah olmayacağına karar vererek, o vakitten kısa bir süre sonra: Suriye, Fenike, Kilikya bölgelerine Menes adındaki birini 'hyparch' olarak görevlendirdi.
Mısır adı geçen diğer bölgelere nazaran daha az sorun oluşturuyordu. Başa bir Mısırlı getirilmiştir ama İskender'in genel politikası gereğince pek çok Makedon; satrapı kıskacı altına almıştı. Mısır yönetiminde en ilginç ve farklı sima Kleomenes adındaki kişidir. Kleomenes, 'vergi denetçisi' olarak; Mısır'da bulunan bütün sermayeyi kontrol ediyor, yönetiyordu. Bütün alım ve satım işlemleri, onun gölgesi altından yürütülüyordu. Aynı zamanda İskender tarafından, adına Mısır'da kurulacak şehri de denetleme görevi kendisine verilmişti. Tüm bu yetkilerle birlikte Kleomenes zorbalığın uç sınırlarındaydı. Mısır proletaryasından, düşük fiyata tahıl alıyor sonrada tahılları 'üç kat karla' satıyordu. Pazarı kıskaç altına almıştı. Vergilerle, sınırsız yetkileriyle halka eziyet ediyordu. Cezalandırılması gereken: kapitalist bir sömürücüydü. Mamafih, İskender, adına kurulacak şehri beğenince ve ondan gelen vergi oranlarından memnun kalınca: kendisine hiç bir şekilde ceza verilmedi. Üstelik, vergisel istikrarı sürsün diye bu hareketleri diğer satraplara teşvik edildi. Bu Mısır ve Kleomenes meselesi irdelenince, İskender'in proleter halka ve onların başında bulunan satraplara nasıl yaklaştığı açıkça görülür. İskender kendisine para aktığı sürece zorbalığa izin vermiştir. Halkın şahsına karşı-Karia ve Ada gibi bilumum örnekler dışında- ne düşündüğünü önemsememiştir. Bu hali, günümüz terimleri ile yorumlayacak olursak, Asya Kralı Marksist tarih anlayışına göre emperyalist bir simadır. Şunu da belirtmek gerekir ki: İskender hiçbir zaman devlet adamı olmadı: o sadece gözü pek bir asker-imparatordu. 
İskender İmparatorluğunun Sınırları
George Willis Botsford - İskender İmparatorluğunun Sınırları
Gaugamela'da İskender'in; yönetim politikası değişikliğe uğradı. Satrapları, mücadelelerini kaybetmiş Pers asilzadelerinden seçti. Babil'in başında Mazaeus vardı: genel politika burada da sürüyordu. Yerel Pers liderlerin yanında, onlara bir nevi refakat eden Makedonlar vardı. Bu Makedon grupları; İskender'e karşı gelecek, vergisini vermeyecek olan bir satrapın önündeki en büyük setti. Yine bu set, eğer Asya Kralı adına işler yapıyorsa, satrapın destekçisi olmuştur. Sistem Susa'da da böyleydi. İskender nezdinde, satraplık seçimi: sadakat ve itaatten ibaretti. Kleomenes örneğinde de görüldüğü gibi bir satrap için asıl amaç: kralın gözüne girmekti. Gerisi kolaydı. 
Satraplıkta bırakılan ordu, o bölgenin önemine göreydi. Bu sonuç itibarıyla Sogdiana ve Baktria bölgeleri değişilik bakımından en köklü yeniliklere uğradılar. 
327'de Asya Kralı İskender, doğuya doğru ilerlemesinde pek çok yerel prensle karşılaştı. Bu yerel prensler eğer krala biat etmişlerse, kendilerine bir şey yapılmıyordu. Aksi takdirde İskender, biat etmemiş prensin bölgesini direkt alıyordu. Hindistan ilerlemesinde, satrap olarak Nikanor görevlendirildi. Onun da işi bütünüyle askeri amaçlıydı.
İndus geçilince kral, bölgenin en güçlüsü konumunda olan Taxiles ile karşılaştı. Taxiles, İskender'in egemenliğini kabul etti ve onun yerine Philippos geçti. Bölgeye düzenli bir vergi konuldu. İmparatorluğun sınırı Hydaspes olmuştu. Hydaspes'in ötesinde ise Poros tam yetkiliydi. 326 yılında, İskender ile savaşsa da daha sonra Nikanor, ölünce: -Malliler'in de içinde bulunduğu bölgeye- yerel vali olarak egemenlik alanına onun bölgeleri de dahil oldu. İskender, İndus havzasında, genel politikasını yürütmemiştir. Yapısı gereği bir Makedon için ziyadesiyle fazla olan bu bölgelere Makedon komutanlar atama zahmetine girmemiştir. Zaten İndus Vadisi'nin kuzey blokunda en güçlü şahıs Taxiles idi, güney de ise Poros vardı. Ki Poros, bağımsız bir kral gibi hareket etmekten hiç çekinmemiştir. 
Asya Kralı, 325-324 arasında geriye döndüğünde, geride kalan satraplar isyan edip, bağımsızlık ilan etmişlerdi. Bunu yapmalarında ki en büyük etken, kralın bir daha geriye dönmeyeceğini düşünmeleriydi. Ki yanıldılar. İskender onları tekrardan itaat altına alarak, isyancıların hareketleri engelledi. Nihayetinde, İranlı satraplar: bu hatalarının bedelini, yok olarak ödediler. 
Tüm bu genel karar ve ileri harekatına bakarak şunu söyleyebiliriz ki: İskender'in hareketlerini oluşturan şey, zihninde kısa sürede galeyana gelmiş temelsiz fikirlerdi. Oluşturduğu İmparatorluğa, biat edilmesi ve vergi verilmesi gibi hususlar dışında, kendisinin belirlenmiş bir satraplık politikası yoktu.

2.) Büyük İskender'in Mali Yönetimi
Aslan Başlı İskender Sikkesi
Tıpkı satraplık sisteminde olduğunu gibi, İskender; Ahameniş Mali yönetim şeklini de değiştirmemişti. Satraplar vergi topluyor, ihtiyaçlarını karşılıyor ve-eğer- fazla kalmışsa da, artık vergileri İskender'e yolluyorlardı. Asya Kralı'nın vergilerle ilgilendiği pek söylenemezdi. Çünkü, yapılan savaşlarda kazanılan para Ekbatana'da bulunuyor ve 180.000 talent ediyordu. Bu sebeple, bölgesi için harcama yapan bir satrapın, vergi göndermemesi sorun teşkil etmiyordu.
Çoğu zaman, vergi kontrolünü elinde tutan 'bütçe amiri' bölge satrapı idi. Nitekim büyük, kozmopolit bölgelerin mali yönetimi, satrap tarafından değil; ayrıca atanmış 'mali denetçi' sıfatlı kişiler tarafından idare ediliyordu. Mesela Aşağı ve Yukarı Mısır'ın vergi işlerinden Kleomenes sorumluydu. Philoksenos; Anadolu dahilinde  oldukça güçlenmiş bir başka mali denetçiydi.   
İmparatorluğun mali merkezleri, aynı zamanda başkentlerdi. Bunlar: Susa, Persepolis, Ekbatana ve Babil'di. Harpalos, İmparatorluğun 'baz haznedarı' olarak görev yapıyordu. Yönetim merkezi Babil'di. Harpalos'un Hindistan diyarında bulunan İskender'e yedi bin asker gönderdiği söylenir. Harpalos, kraliyet hazinesinin başı olarak; muhteşem ve etkili bir güce sahipti. Kleomenes gibi ona da karşı çıkacak bir güç yoktu. Çok etkiliydi. Vergi toplayabilmek için çeşitli atılımlar yapıyordu. Eski bir Babil ithalat vergisini yürürlüğe sokmuştu. Satraplara 'esirleri elinde tutma ve kaçarsa da onun değerince para ödeme' zorunluluğu getirmişti. Ama her mali denetçi çok güçlü olmayabiliyordu. Güçleri, bastıkları parayla aynı orandaydı.Mesela Antimenes sadece bir piyondu.
Zagros'un doğusunda, kral paraya dayalı bir ekonominin sürdürülemeyeceğini anladı. Ora halkından vergi olarak: değerli maden,  hayvan ve para yerine geçen çeşitli ürünler aldı. Bu bölgelerde de vergi işleri satrapındı. Günümüzde artık, İskender'in mali verilerine dair sikkeler kaldı.-Heraklesin kafası ve oturan Zeus- İlkin sikkeler sadece Makedonya'da kesiliyordu. Nitekim topraklar genişleme gösterdikçe, sikke kesim alanları olan darphaneler çeşitlilik arz etmeye başladı. İssos Savaşı'ndan kısa bir süre sonra Suriye ve Fenike'de sikke kesilmeye başlandı. Buna karşılık olarak, yerel kralların sikkeleri tedavülden kalktı. İskender'in kendi adına sikke kestirmesinin; darphaneler kurmasının sebebi: kuşkusuz varlığını ve etkisinin çok daha iyi hissettirebilmek içindi. Ki o öldükten sonra, İskender'in bu tavrından memnun olmayan feodal krallar tekrardan; kendi sikkelerini bastırmaya devam ettiler. 
İskender döneminde, sikke kesimi kraliyetin işiydi. Basım işinin başında 'baş hazinedar' Harpalos bulunuyordu. İskender'in para 'istemek' dışında; mali işlere doğrudan bir etkisi olmamıştır.

Etiketler: , ,