Osmanlıca Öğrenilebilir Bir Dildir

Osmanlıca
Eski Diller, Bağlı Oldukları Kültürlerin Değerleridir.

Ülkemizde ki genel intibaya bakacak olursak gördüğümüz şey; tarihin getirdiklerine dair büyük bir yabancılaşma harekatıdır. 
Evet, devasa bir yabancılaşma harekatı... Bu hem yıkıcı hem de çözümü olmayan anlamsız sarmaşıklar yaratıyor. Neden? Suçlu kim? İnsanı, her şeyden önce, bizim, insanımızı 'tarihe küstüren' şey nedir? Bence bu vahim vaziyetin tek suçlusu: tarihi portre ve figürlerin, bütünüyle anlaşılmadan, çeşitli grup yahut partilerce bir 'ulu önder, parlayan güneş, tek lider' seviyesine getirilmesi durumudur.
Bir insan yararlıysa, başarılı ve yardımseverse; bu özellikleri onu 'ulu' yapmaz. Aynı zamanda bir insan ne kadar kötü olursa olsun olsun, bu kendisini 'lanet olası' seviyesine indirmez. Bu durumların aynısı 'dil' içinde geçerlidir. Yani dünyamızda ki her şeyde, 'keşmekeş havası' hakimken ve bundan mütevellit bir şeyin anlaşılması için tarihin en eski çağından, bugüne, bugünden ise en son çağına kadar bakmak, ayrıntılı şekilde incelemek lazım gelirken; böyle hükümler doğru mudur? Bunu yapabilir miyiz? Pek tabii ki hayır. O zaman neden insanlar ve diller hakkında, en önemlisi de insanların yarattıkları değerler hakkında, amaçsız yorumlar yapıp, onları baltalıyoruz? 

Demek istediğim, neden ön yargının dibine vuruluyor? Birazcık aşağı ineceğiniz vakit, göreceğiniz harfler öcü mü? Düşünüyorum ki daha önce bu Arap harflerini görmeyen bazılarımızın içini birazcık korku sardı nitekim bu çok yersiz bir his, emin olabilirsiniz. Daha önce Arap harfleriyle hiç ilişkisi olmayan şahsım; bu harflerden ilk başlarda çekinmedi değil fakat insan öğrenmek, kazanmak istiyorsa, açıkçası elinden hiç bir şey kaçamıyor. Yani size en basit şekilde şunu diyeceğim: 'Osmanlıca kesinlikle öğrenilebilir bir dildir.'
Hiç yoktan Osmanlıca'nın daha doğru bir tabirle Osmanlı Türkçesinin matbu halini, yani aşağıda, Mizancı Mehmed Muray Bey'un Tarih-i Umumi adlı eserinden aldığım bir kesitte yer alan harf yapısını kesinlikle çok kısa bir zaman diliminde hafızanıza kaydedebilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey elifbayı eksiksiz ezberleyip, daha sonra unutmamak için tekrarlamanız; tabii başta, ortada ve sonda yazılışlarını da anladınız mı; alttaki Latin harflerine çevirdiğim: Osmanlı Türkçesi ile yazılmış metni, okuyamamak için hiç bir nedeniniz kalmaz. Dilerseniz, çevirmiş olduğum metnin Latin harfli halini okumadan önce, eski yazım haline bir bakın, şimdiden Arap harfleriyle bir tanışıklığınız olsun.
Osmanlıca Tarih Metni
Osmanlıca Yazılmış Tarih Metninden Bir Kesit
"Büyük Sizostris - On dokuzunci sülaleden Mısır'ın en büyük firavunı ya'ni hükümdarı bulunan (Ramzes) yahud (Büyük Sizostris) zuhur etmişdir. 
Sizostris dünyaya geldiği vakit kahinler onun büyük adem(adam) olacağını haber virmiş olduklarından babası (Setos) terbiyesine ziyadesiyle dikkat etmiş ve Ramzes ile beraber toğan(doğan) çocukları maiyetinde büyütmüşdür. Ramzes mezkur-adı geçen- çocuklar ile da'ima asker oyunı oynar idi.
Babası vefat edince Ramzes altı yüz bin piyade ve elli bin süvari ile Asya kıt'asına dahil olub Arabistan, İran ve Hindusdan kıt'alarını fetih etmişdir. Ramzes Hindusdan'dan audetle Kafkasya ile Karadeniz'in şimal(batı) taraflarını ve sonra Anatolu(Anadolu) ile Rumeli'nin bir kısmını dahi zabt itmiştir. Lakin..."

Metni görünce, karmakarışık cümleler ve  bilinmeyen anlamlar beklediyseniz; gördüğünüz üzere yanıldınız. Birkaç basit açıklama dışında, Arap harflerini sadece Latin harflerine çevirdim. Yani metnin içeriğini ne sadeleştirdim ne de değiştirdim. Osmanlıca, Türkçe'nin Arap-ve Arapçaya eklenen birkaç harf- harfleri ile yazılmasından başka bir şey değildir. Günümüz modern Türkçe'si de, Latin harflerini kullanarak yazılan Türkçe'den başka bir şey değildir. Ki öncelikle bunun anlaşılması gerekiyor. Osmanlıca, yaşadığı dönemde; Arapça ve Farsça kelimelerden oldukça etkilenmiş; kelime alışverişi yapmıştır. Ki bu Devlet-i Aliyye için İmparatorluğun geniş coğrafyasına yayılan, bir diyalekt oluşturmuş; böylelikle bir nevi yapay bir dil ortaya çıkmıştır. Sarayın, diğer bir ismiyle yüksek zümrenin kullandığı sözümona şairane, ağdalı ve sadece biçim güzelliğini ele alan kısmı dışında, halkın kullanımındaki Türkçe, döneminin çevre ülke ve toplumlarıyla etkileşime girmiş olsa da sadedir, her şeyden önce bizim sınıfındandır. 

Bugün dilimiz, İngilizce, Fransızca ve türevi dillerin etkisi altında bir ilerleme gösterirken, insanlar birbirlerine 'bye bye' derken, İmparatorluk döneminde ki Arap ve Fars etkisini kınamak, Tarih bilmemekten ileri gelir: başka izahı yok. Hem, Türk unsuru, bir siyasal oluşumdan daha çok, kültür birliğidir. Bu kültürlerden birini çıkardığımızda, ırkımıza dair bir şeyler eksik kalacak; bu nedenle Cumhuriyet dönemi ile geçilen Latin harflerini; tarih boyunca 'Türklerin kullandığı en iyi harfler bütünü' olarak göstermek: eksik ve acımasızca bir tanım...
Peki ne yapmalıyız? Ne Cumhuriyetle birlikte, geçmişe bir çizgi çekmeliyiz, ne de geçmişi 'kofti bir tutuculuk' ile Cumhuriyet'in önüne almalıyız. Önceliklerimiz, ayrılıklar için değil 'birleştirmek' için olmalı. İhtiyat ve kabullenme. Hayatın iki dostudur bu kelimeler: ihtiyat ve kabullenme: yararcı bir şekilde kullanılırsa, Tarih bilinci görevini yapar. 
Umarım derdimi anlatabiliyorumdur. Bugün benim ülkemde, 'Osmanlı'dan nefret eden' bir ileri sevici, milletine en büyük zararı verir tıpkı dostu 'Cumhuriyet'den nefret eden' bir geri sevici gibi!

Yani demem o ki, benim naif yoldaşlarım; Osmanlıcayı, onun matbu halini bir ay süre içerisinde; sıkı bir çalışmayla çok iyi öğrenebilirsiniz, ardından diğer yazım şekillerine dahil olup; bilginizi pekiştirme babında pek çok metin okuyabilirsiniz.
Peki nasıl yapacaksınız? Elbette, İnternet aleminde doküman, veri çok. Benim tavsiyem Tekin Açıkel'in Osmanlıca Metinleri Okumaya Giriş adlı eseridir. Başlamak arzusunda olanlar için oldukça güzel ve yeterli anlatılmış. Aynı zamanda elimizden düşmeyen akıllı mı akıllı cihazlarımız için de Osmanlıca Elifba uygulaması yukarıdaki eser kadar olmasa da merakınızı giderecektir. 

Şimdiden çalışmalarınızda size kolaylıklar dilerim. Unutmayalım: 'zor olan tek şey' 'zor' düşüncesi. Hoşça kalın!

Etiketler: ,