Kölelik Üzerine Bir Düşünüm

İnsanların hizmet etme duygusu, her zaman gelişmiş bir formdadır bana soracak olursanız. Bunu tarihin her hangi bir kısmına sıkıştırmak da gereksizdir. Belki şekil bakımından, yer ve zaman bütünlüğünden bir pay almasa da nereye bakarsak bakalım; göreceğimiz şey: kölelik sevdası.
Lakin, kölelik kavramından bahsetmiş isem bunu zorunluluk nedeniyle, yapandan değil de isteyerek, şevkle yapandan bahsediyorum. Büyük ihtimal, hemen şöyle bir görsel gelmiştir aklınıza, köle deyince.
Köle

Bir kırbaç, sırtının harap olduğu bir zenci ve onu izleyen; kayıtsız başka beyazlar. Tabii, kendisinin de kırbaçlanmaması için susup işine bakan başka insanlar. Herkes Tom Amca kadar cesur değildir nihayetinde.
Siz, bir 'internet kafede' olabilirsiniz, bir işçisiniz belki; çalışıyorsunuz patronların emri altında, bir öğrencide olabilirsiniz; yobaz düşünceler beyninize enjekte ediliyor olabilir. Bunları iyi bir şekilde karşılayıp, ortalığa gülücük saçan bir yalancı da olabilirsiniz... Benim gibi. :)
Ama! Ama! Kölelik kurumunu, onun gücünü sadece zenci kavramıyla birleştirip, Avrupalı pişkinliği yaratacaksak; bugün ten rengi ne olursa olsun, zenci olan bizleriz.
Biz kim miyiz?
Öğrenci
Biz öğrenciyiz, özgür olduğumuzu sanıyoruz ama beyinlerimiz her an harcanırken, sadece not alıyoruz. Ama gerçeği de biliyoruz, gelecek muhteşem olacak. Halbuki yarın ne olacak, onu bilmiyoruz! Büyükleri bizim için çalışıyor, paralar bizim için akıtılıyor! Öyle donanımlıyız ki...
İşçi

Biz işçiyiz, çok mutluyuz çünkü anladık, değerimizin olduğu bir dünyadayız. Asla bizi öldürmüyorlar, patronlar hakkımızı veriyor, iş saatlerimiz bizi yormuyor. Uykumuzu alabiliyoruz, en çokta neye seviniyoruz biliyor musunuz? Gülebiliyoruz, sizin gibiyiz yani!
Baba
Biz babayız, oğullarımız ve kızlarımız dizimizin dibinde, saçlarını okşuyoruz onların. Kaç yaşında olsalar da bağra basılmadıktan sonra evlat, ne hoşluğu vardır yaşamanın. Yoksa toprak mı alacak çocuklarımızı? Saçmalamayın!
Ana
Biz anayız, her bin yılda bir ölürüz sadece, daha da artarız durmadan. Acı nedir, sadece yeriz biz onu. Acıyı sadece bir 'biberi' yerken hissederiz. Bilin diye söyledim. Bizde sizin gibi acı çekmeyiz. Üzülmek mi? Lügatimizde yoktur asla.
Çocuk
Biz çocuğuz, severiz dileklerimizi ve büyük bir mutluluk rahatlığıyla armutlar yeriz. Elmalar, muzlar... Nitekim, gülüşlerimiz kalmaz resimlerde, yarın demek yeni bir gün demektir bizim için. Yani bizde sizin gibi yaşarız en sonuna kadar, on yıllarca... Kalmaz bedenimiz bir bahçede, öylece.
Genç
Biz genciz, dünyanın dört bir tarafındadır evlerimiz ve şiirler yazarız durmadan ki işimiz odur sadece. Sevdalarımız sonlanmaz hemen, aşklarımız bitmez hemencecik. Yetişkinler dedi ki bize, bırakın artık kavgayı! Çok haklılardı, bıraktık elimizdeki gülleri, sonlandırdık barış savaşını!

Not: Bu yazı, size değil, bizedir. Lütfen dikkat edelim.

Etiketler: ,