İskender'e Dair Ders Notlarım II

İskender
Aleksandros savaş sırasında, atıyla.
İskender'e Dair Ders Notlarım I'de Büyük Helenistik Kralı İskender'in, ön yaşamına ve Perslerle ilk savaşı Granikos Muharebesine değinmiştim. Bu yazımda yine, Plutarkhos'un Paralel Hayatlar  ile Prof. Dr. Murat Arslan'ın Anadolu'da İskender dersi için anlattıklarını temel alarak devam edeceğim.

Makedon ordusundan ihraç edilmiş Amydas adındaki bir hain, tıpkı Spartalı Leonidas'ı satan Efialtes gibi Pers ordusuna gitmiş ve Dareios'a, İskender'in savaş taktik ve anlayışına dair bilgiler vermişti. Diyordu ki:"Makedon Kralı ve falanks şeklinde örgütlenen ordusu, dar geçitlerin, sarp tepelerin şartlarında en iyi performansı gösterir. Onları, düz ovada yakala."
Özünde, bu sözler ziyadesiyle doğruydu fakat Dareios birazda persi bir vurdumduymazlıkla bu nasihatleri dinlemedi. Ordusuna çok güveniyordu.
Dareios ordusunu, Kilikia bölgesine gönderirken, İskender ise aksi yönde Suriye dolaylarına doğru yola çıkmıştı. Neyse ki o gece karşılaşmadılar. İskender ordusuyla, Dareios'un kuvvetlerini boğazda karşılamak istiyordu lakin Pers Kralı, askerlerinin rahat edemediği bu boğazı geçerek açık alana ulaşmayı hedefliyordu. Süvarilerin, dar geçitlerden geçemediği ve aşağıda bulunan Pinaros(Deli Çay, Payas) Nehrinin tehlikeli oluşu; Dareios'u haklı kılıyordu.

Ama Amydas'ı dinlemeyip aceleci davranan Pers Kralı, İskender'in maharetlerini çok iyi gösterebileceği engebeli alanda mücadeleye tutuştu ve sonuçta Makedonlar büyük bir zafer kazandı. Lakin bu zaferin anahtarının, savaşılan bölge olduğunu düşünmek yanlış olacaktır. Çünkü, İskender bu savaşta, askerleriyle birlikte; cesur bir şekilde savaştı. Topoğrafya onlara sadece yardımda bulunmuştur. İskender bu savaşta:(Yukarıdaki resme bakınız.) Dareios ile tekli bir çatışma içine girdiyse de, onu elinden kaçırmıştır. İskender, onu yakalama aşamasına geldiğinde o çoktan 1 kilometre kadar uzaklaşmıştı.
Yinede Pers ordusu o gün, yüz on bin kayıp verdi. Aleksandros ve mahiyeti, Medlerin köleleri olan daha sonra ise Büyük Kyros önderliğinde kendilerini bulan Persler'den; Damaskos'ta(Şam) bıraktıkları değerli şeylere rağmen; o gün pek çok değerli eşya, madenler ve altın ele geçirdiler. 
Nihayetinde MÖ 5 Kasım 333'de yapılan İssos Savaşını Makedonlar kazandı.

İskender ve ordusu, savaş ganimetlerini aralarında pay ettikten sonra, yorgunluğu üzerilerinden atmak için dinlenip yemek yemeye giriştiler. Tam İskender'de sofraya intikal edecekti ki; ordugahta, Dareios'un güzeller güzeli karısının ve kızlarının olduğunu öğrendi. Kadınlar, Dareios'un öldürüldüğü düşünüp ağlaşıyor idiler nitekim İskender yanlarına birini göndererek; onun öldürülmediğini ve kendilerinin de güvende olacaklarını söylemesini salık verir. Ki İskender daha sonraları sözünü tutacak ve Dareios'un ailesine gerekli tüm rahatlığı sağlayacaktı. Güzel Pers prenseslerine yanlış gözle bakmadığı gibi başkalarınında bakmasına asla izin vermemiştir.
Komutanı Parmenion'un tanıştırmış olduğu,Yunan kültürü ile beslenmiş, güzel sohbetli hoş bir kadın olan Barsine dışında ki bir kadınla da beraberlik kurmadı.

İssos Muharebesi'nin sonrası bir gün, donanma komutanların biri, Philoksenos; İskendere mektup yazarak,  Thederos adında ki, birinin çok güzel oğlanlar sattığını ve alıp almayacağını sordu. İskender bu durumu çok kızarak, Thederos'un uzaklaştırılması istedi. Daha sonra ise Parmenion'un emrindeki Timotheos ve Damon isimli askerlerin, düşman ordusundaki adamların karılarına, tecavüz ettiği haberini aldı ve derhal komutana mektup yazarak bu durumun halledilmesini istedi.
Nitekim, İskender; bu şekildeki olaylara kati surette tahammül edemezdi. Şahsının dikkat ettiğini, namus, saygı gibi değerlere, emri altındaki kişilerin de dahil olmasını isterdi.
İskender yemek ve içme mevzusunda da edepliydi.  Bu adabı, küçükken hocası Leonidas'ın verdiği eğitime borçludur. Çünkü, Leonidas onu, 'sabahleyin koşu sporu ardından akşam olduğunda ise hafif bir kahvaltı' şeklinde alıştırmıştı ve bunu çok sıkı kontrol ediyordu.
İskender, şarabı arkadaşlarıyla içerken, uzun uzun elinde kadehi tutmayı severdi.Yemekleri ölçülü olur, sofrada iken öncelikle arkadaşlarına servis edilmesini isterdi ve herkese eşit şekilde paylaştırılması gerekliydi. Bunun dışında sık sık spor yapar, askerler arasındaki sorunları çözer ve çeşitli ordu görevlilerini teftiş ederdi. Bazen banyo yaptıktan sonra bütün gün uyuduğu da olurdu.
İskender
Aleksandros savaş sırasında.
İskender, İssos Savaşı'ndan sonra kalan ganimetleri toplamaları için askerlerini Damaskos'a gönderdi. Burada en çok hasılata Thessalialı atlılar sahip oldu çünkü savaşta en çok onlar yarar sağlamıştı. Fakat diğerleri de yeterince altın, gümüş alabildiler; Pers ordusunun arkasında bıraktığı savaş arda kalanları çok değerliydi. İskender askerlerini ilerilere göndermeden Akdeniz dolaylarında gücünü pekiştirmek istedi ve mücadele etmeden Kıbrıs ve Foinike krallıkları onun önünde diz çöktü. Tyros'u mancınıklar ve denizden iki yüz gemiyle yedi ay kuşattı. Bu kuşatma sırasında, İskender bir rüya gördü: rüyasında bir Satyr-kırlarda yaşayan yarı insan yarı keçi bir mitolojik unsur- onunla oynuyordu. İskender sonunda onu yakaladı ve kahinler rüyayı şöyle yorumladı: Sa-Tyros'u yakalamayı başaran kişi Tyros'u da alacaktır.
Khares'in söylediğine göre: Kuşatma sırasında, İskender Antilibanos dağlarında yaşayan Araplara saldırmak istedi lakin yanından hiç ayrılmayan hocası Lysimakhos onun yanından yine ayrılmak istemeyince, askerlerinin önden hızlıca gittiği halde ordusundan ayrı kalan İskender, hocasını beklemek için sürekli yavaşladı. Geceyi, soğuk ve Araplarla dolu dağ yamacında geçirdiler. 
Tyros'un kuşatması devam ederken, İskender ordularının bir kısmını dinlendirmeye aldı,bir kısmıyla da surlara baskı yapmaya devam etti. Kahin Aristandros, bu sırada bir kehanette bulundu:"Tyros, bu ayın sonunda ele geçirilecektir." Nitekim o gün ayın otuzu idi, herkes ona güldü. İskender ise aldırmadan; dinlenmiş askerlere birlikte taarruza geçip şehri aldı.
Tyros düştükten sonra; Makedon ordusu Suriye'nin en büyük kenti; Gaza'yı kuşattı. Burası alındıktan sonra İskender'in; Makedonya'ya, ailesine değerli ganimetler gönderdi. 
Dareios'un hazinelerinin içinden çok güzel taşlarla süslü güzel bir sandık bulundu. İskender arkadaşlarına sordu ki:"Bu kutunun içine koyulacak, en değerli şey nedir?" Herkes görüşünü sunduktan sonra, İskender dedi: "Tabii ki İlyada!"
Bu aslında İskender'in doğu ile batıyı birleştirip bir helen entelektüelliği yaratmak istediğine dair kanıt olabilir. Bir yanda Homeros ve değerli eseri bir yanda ise zengin Pers diyarından görkemli bir sandık. İkisi yapıcı bir diyalekt oluşturuyor.
Aleksandros, Mısır'ı aldığı zaman; adının yaşaması için bir şehir yaptırmak istedi. Nitekim nerede yapılacağına bir türlü karar verememişti. Sonunda rüyasında; Pharos'u gördü ve kalktığında derhal oraya gitti. Kanobikos Ağzı'nın biraz uzağında bulunan Pharos, Biyograf Plutarkhos zamanında çoktan alüvyal materyaller ile karaya bağlanmıştı. İskender burayı çok sevdi ve şehrin Pharos adasında yapılmasını istedi. 
İskender şehir kurma işlerini görevlilere devrettikten sonra; Ammon tapınağına gitmek için yola koyuldu. Amacı ileride yapacağı fetihlere dair bilgiler almaktı. Lakin yolculuk çok zorlu geçecekti. Büyük Kyros'un oğlu Pers Kralı Kambyses, çeşitli felaketler atlatmak durumunda kalmıştı; Mısır çölünü geçerken ve binlerce askerini kaybetmişti. Çöl fırtınaları ve susuzluk korkusu İskender'i yıldırmadı. Ki yolculuğunda Zeus onlara yağmur bahşetti, kargalar yollarını şaşıran askerlere; yardım etti. Böylelikle çöl aşılmış oldu. Tapınağa varıldığında İskender'i; "Hey Zeus'un oğlu," diye selamlayan kahinler onun dünyaya hakim olacağını söyledi. İskender bu kehanet dahilinde mutlu oldu ve kahinleri paraya boğdu. Kahinler İskender'i ister doğru selamlamış olsun, ister yanlış selamlamış olsun; bu sözler-Zeus'un oğlu- daha sonraları için bir nevi İskender'e tanrısallık yakıştırdığı için, bazı yakın arkadaşlarınca kınanacaktır.

İskender kendi dilini konuşmayanlara yani barbarlara üstünlük taslayan biri olsa da, birkaç çıkışı dışında; Yunan halkına, daha da genelleyecek olursak Grek insanlarına asla yukarıdan bakmamıştır. Yeri geldikçe şahsının da ölümlü olduğunu söyleyip; sıradan biri olduğunu belirtmiştir. Nitekim bu övülmeyi sevdiği gerçeğini değiştirmeyecektir.
Mısırdan Foinike'ye tekrar geldiğinde; fetihleri kutlamak için kurbanlar sundu. Çeşitli tragedya yarışmaları düzenlendi. Hatırlayacağımız üzere İskender, oyuncuları severdi. 
İssos Savaşı'nda yenilen Dareios; İskender'e mektup yazarak ailesini kendisine verip, dostluk kurmayı kabul ederse Euprates(Fırat) Nehri'ne kadar ki olan bölgeyi ve kızını eşi olarak vermeyi önerdi.  Bu mektup neticesinde; Parmenion: "İskender olsaydım bu teklifi kabul ederdim," demiştir. İskender ise bu söz üzerine: "Parmenion olsaydım bu teklifi kabul ederdim," diyerek karşılık vermiştir. İskender bu mektuba ona teslim olmasını öneren bir mektupla karşılık verdi. Lakin Pers Kralı'nın karısı Stateria'nın ölmesi neticesinde böyle bir cevap verdiği için pişman oldu. Pres Kraliçesi, onun usullerine göre defnedildi.
İskender'in ordusunda esir olan Teireos firar edip, Dareios'a ulaştı ve ona karısının öldüğünü lakin iyi bir şekilde gömüldüğünü söyledi. Dareios çok şaşırdı ve bu haber karşısından da dövünmeye başladı. Teireos'un dizlerine yapışarak kendisine gerçeği söylemesini istedi. Teireos yemin etti. Ki Dareios bunun sonucunda; ellerini göğe kaldırdı. Tanrıların kendisine güç vermesini ve iyi bir kralsa Makedonları yenmesi için kendisine güç vermelerini istedi. Yok değilse, İskender'in önünde diz çökmemesi için bir neden kalmayacaktı.
İskender Fırat Nehri'nin berisinde kalan bölgeyi aldı. Bir milyon-antik dönem yazarlarının sayıları çok abarttığı malum- askerle ilerleyen Dareios'un üzere yürüdü.
Mücadele savaşa adını da veren Gaugamela'da gerçekleşti. Her iki ordu, M.Ö. 20 Eylül 331'de karşılaştı.
Bu karşılaşma öncesinde, İskender çok rahattı: hatta Parmenion ve birkaç arkadaşı düşman ordusunu uzaktan kontrol ettikleri zaman çok korkmuşlar ve ona saldırının gece olması gerektiğini söylemişlerdi. O ise; "Zaferi çalmaktan hoşlanmam," diyerek savaşın gündüz yapılacağını belirtmiştir. Çünkü Dareios, olur da yine yenilirse; nedeni başka şeylere değil direkt kendisine bağlasın istiyordu. Yine bu rahatlıkla sabaha kadar uyudu.
Savaş esnasında durum vahimdi. Dareios'un akrabası Mazaios süvarileriyle karşı orduya ataklar yapıyordu. özel askerlerden oluşan Baktria birliği İskender'in komutanı Parmenion'a delici saldırılarda bulunuyordu.
Bir türlü önünü alamayan Parmenion, İskender'e haber yollayarak ek kuvvetler istedi. Nitekim İskender, bunun ölümüne bir savaş olduğunu, yenerlerse düşmanın her şeyine sahip olacakları; yenilirlerse ise öleceklerini söyledi. 
Ki askerlerini coşturmayı, motive etmeyi kendine görev bilen İskender, Gaugamela savaşı öncesinde askerlerini toplamış ve onlara etkileyici bir söylev vermiştir.
Bilindiği üzere Makedonların güçlü mü güçlü falanksı, Gaugamela'da da büyük yararlar sağlamıştır. Dareios'un ordusu ne kadar güçlü ve ezici de olsa; tek yumruk olmuş falanksı yarmaktan çok uzaktılar. Böylelikle İskender'in ordusu her an ilerlerken, Pers ordusu geri çekiliyordu. Bu esnada, büyük ve yerden oldukça yüksek arabasında Dareios askerlerine emirler yağdırıyor ve savaşmaları için bağırıyordu. Ama geri çekilen ve sürekli olarak ölen ordusu hem onu hemde kendilerini bitirdi. İskender, Dareios'u bir daha yakalama fırsatı bulmuştu ki, Parmenion; aynı sebepten ötürü; bir daha destek istedi ve Makedon Kralı bununla ilgilenirken, Dareios; bir kısrakla kaçtı. Bu savaştan sonra Pers İmparatorluğu sona erdi. Büyük İskender, Asya Kralı ilan edildi. Aşağıda İskender'in anlatılan bölgelere yaptığı seferleri görebilirsiniz.
Aleksandros Gaugamela
   (Jniemenmaa from fi tarafından üretilen "Aleksanteri-Suuri-332-331". Wikimedia Commons kaynağında CC BY-SA 3.0 ile lisanslanmıştır.)

Etiketler: