Sevgi'nin Gitmesi Üzerine - Düşünsel

Kayanlar, hayattır; geri kalanlar yokluk.

Gidebilmenin kutsal olduğu zamanlar vardı... Şimdi var mı? Uzaklara doğru göçen şairler geri gelirler mi? Yeni satırlar yazılabilir mi? Bilmiyorum.

Sanmayın, dostlarım, sanmayın. Demek istediğim; rahatlamanın kaç yolu bitti, bitmek üzere. Nietzsche, Denemeler'i okuyup bu dünyada yaşadığına dair kendini şanslı addediyordu. Montaigne, kulesinde, yüzyıllar önce, bin zamanın hepsini kapsayan yazılar yazıyordu. Jakobenler, bir devrimin imzasını; kanla, sinirle ve çığlıklarla atmaktaydılar. Bir korseli kadın sokaktan geçiyordu, evine ulaşıyordu ve sadeliğin sarmış olduğu odasında, pencereden öteye, yeşilliğe bakıyordu. Sonra başka başka yerlerde: deniz kenarı sevgilileri vardı... Filozoflar'dan bahsediyorum. Sokrates geliyor aklıma, sarışın felsefe hocamız, Platon'da var tabii, değişmeyenin ötede olduğunu savunuyor gibiydi. Ha?
Heraklitos, Demokritos, değişen su, kaldırılan kalp ve tuz kokusu: hepsi hayatın hissini anlayabilmek için. Hepsi, yokluğu doldurmak ve doğayla olan anlaşmayı sürdürmek için.

Peki!
Tamam deyip, geçelim mi?

Rimbaud, çaylak oğlancı ve şiirin genç çocuğu... Yandaki delikanlının şiirleri pek sevilegeliyor öteden beri. Haksız değiller: naif satırları var, mısraları acı çekiyor belli. Çilekeşlik kokusunu onun şiirlerine bulaştırmış. Neredeyse bir etiket olmuş. Her ne kadar eskise de dizeleri; doğru demiyor mu?

"Dönmeli, geri gelmeli,  O sevdalar çağı."



Etiketler: , , , , , ,